Katarakt ameliyatı oldunuz, görmeniz düzeldi ve kendinizi çok iyi hissettiniz. Aradan aylar ya da yıllar geçti; bir gün fark ettiniz ki görüntüler yeniden bulanıklaşmaya başladı, ışıklar rahatsız edici hale geldi. İlk düşünceniz muhtemelen şu olur: “Kataraktım tekrar mı oluştu?” Hayır, fakat gözünüzde gerçekten bir şeyler oluyor ve bu duruma ikincil katarakt diyoruz.
İkincil Katarakt Nedir?
Önce net bir şekilde söyleyelim, katarakt ameliyatı sonrasında gerçek anlamda katarakt tekrarlamaz. Ameliyat sırasında gözünüzün doğal merceği tamamen çıkarılıp yerine kalıcı bir yapay mercek yerleştirilir. Çıkarılan mercek bir daha geri gelmez; dolayısıyla teknik olarak katarakt tekrardan nüks etmez.
Peki o zaman neden görme yeniden bozuluyor? Cevap, arka kapsül adı verilen ince bir zarın zamanla saydamlığını yitirmesinde saklı. Katarakt ameliyatı sırasında doğal mercek çıkarılırken onu saran kapsülün arka kısmı, yapay merceği tutması için gözde bırakılır. İşte bu zarın ilerleyen aylar ya da yıllarda opaklaşması, yani şeffaflığını yitirmesi, ikincil katarakt ya da tıp dilindeki karşılığıyla posterior kapsül opasifikasyonu (PKO) olarak adlandırılır.
Bunu bir camla karşılaştırabilirsiniz: cam kırılıp yerine yenisi takılmış, ama pencere çerçevesi eski. Zamanla çerçevedeki nem ve kirlilik içeri görüntüyü bulanıklaştırmaya başlıyor. İşte arka kapsülde olan da buna benziyor.
Neden Bazı Hastalarda İkincil Katarakt Gelişir, Bazılarında Gelişmez?
Bu, rakip sitelerin çoğunun üstünkörü geçtiği ama pek çok hastanın aklındaki gerçek soru. İkincil katarakt, bazı hastalarda ameliyattan 6 ay sonra gelişebilirken bazılarında 5 yıl boyunca hiç ortaya çıkmayabilir. Bu farklılığın birden fazla nedeni var:
- Yaş: Genç hastalar, lens epiteli hücrelerinin daha hızlı çoğalması nedeniyle ikincil katarakt geliştirmeye daha yatkındır. Çocuklarda bu oran neredeyse kaçınılmazdır.
- Kullanılan yapay mercek tipi: Keskin kenarlı akrilik mercekler, yumuşak kenarlı olanlarla karşılaştırıldığında arka kapsülde hücre göçünü fiziksel olarak daha etkin biçimde engeller. Bu nedenle modern mercek tasarımları ikincil katarakt oranını önemli ölçüde azaltmıştır.
- Sistemik hastalıklar: Diyabet, otoimmün hastalıklar ve uzun süreli kortikosteroid (kortizon) kullanımı, arka kapsülün opaklaşma riskini artırır.
- Ameliyat sırasında kapsülde kalan hücre miktarı: Ameliyat sırasında kapsülün ön yüzündeki hücreler ne kadar titizlikle temizlenirse ikincil katarakt gelişme riski o kadar azalır.
- Göz içi iltihabı (üveit): Kronik üveiti olan kişilerde arka kapsül opasifikasyonu çok daha hızlı ve şiddetli seyreder.
- Genetik yatkınlık: Bazı bireylerin lens epitel hücrelerinin daha agresif büyüme eğiliminde olduğu bilinmektedir; bu konudaki araştırmalar hâlâ devam etmektedir.
Kısacası ikincil katarakt, “kötü” bir ameliyatın değil, gözün kendi biyolojisinin bir sonucudur. Hastaların yaklaşık yüzde yirmi ile otuzunda, ameliyattan sonraki iki ila beş yıl içinde görülür.
İkincil Katarakt Belirtileri Nelerdir? Ne Zaman Şüphelenmeli?
İkincil kataraktın en sinsi yanı, aniden ortaya çıkmamasıdır. Çoğu zaman yavaş yavaş ilerler ve hasta başlangıçta bunu “gözlük numarası değişti” ya da “yorgunluk” şeklinde yorumlar. Bunun farkında olmak, erken başvuru açısından kritik öneme sahiptir. Dikkat edilmesi gereken belirtiler şöyle sıralanabilir:
- Görme netliğinde kademeli azalma: Ameliyat sonrası net görmeye kavuşan kişi, aylarca süren bir süreçte yeniden bulanıklaşma fark eder.
- Işığa karşı aşırı hassasiyet ve halo: Özellikle gece araba farları veya güçlü ampuller çevresinde ışık halkaları (halo) ya da yayılmalar görülür.
- Kontrast duyarlılığında düşüş: Benzer renkteki nesneleri birbirinden ayırt etmek güçleşir. Örneğin gri bir yazıyı beyaz arka planda okumak zorlaşır.
- Renklerin soluk görünmesi: Özellikle sarı ve mavi tonları eski canlılığını yitirir.
- Çift görme veya hayalet görüntü: Bazı hastalarda tek gözle bakıldığında bile çift görüntü oluşabilir.
- Okuma güçlüğü: Satırları takip etmek ve küçük puntolu yazıları okumak giderek zorlaşır.
Önemli not: Bu belirtilerin tamamı farklı göz hastalıklarında da görülebilir. Bu nedenle bu şikâyetleri yaşayan her kişinin bir göz hekimine başvurması ve ikincil katarakt ile diğer nedenlerin ayırt edilmesi gerekir.
Tanı Nasıl Konulur?
İkincil katarakt tanısı, muayenehanede yapılabilecek basit bir göz muayenesiyle konulur. Göz hekimi, yarık lamba (biyomikroskop) adı verilen cihazla gözün arka kapsülünü doğrudan gözlemler. Gözbebeğini genişletmek için damla uygulandıktan sonra arka kapsüldeki opaklaşma rahatlıkla değerlendirilebilir.
Hastanın tarif ettiği şikâyetler, görme keskinliği testleri ve biyomikroskop bulguları bir arada değerlendirildiğinde tanı oldukça nettir. Ek ileri tetkiklere çoğunlukla gerek kalmaz.

YAG Lazer Nedir?
İkincil katarakt edavisi son derece hızlı, ağrısız ve ameliyatsızdır. Yani hastaneye yatmaya, ameliyathaneye girmeye ya da genel anesteziye gerek yoktur.
Uygulanan işlem, YAG lazer olarak adlandırılır. Bu işlemde göz hekimi, özel bir lazer cihazı aracılığıyla arka kapsüldeki opak zarın merkezine küçük bir açıklık oluşturur. Bu açıklık sayesinde ışık yeniden düzgün biçimde geçebilir ve hasta görme netliğine kavuşur.
İşlem Nasıl Gerçekleşir?
- Gözbebeğini genişletmek için muayenehanede damla uygulanır.
- Göz yüzeyini uyuşturmak için anestezik damla damlatılır.
- Hasta, lazer cihazının önüne geçerek bir süre sabit bakışını korur.
- Hekim, lazer ışınlarını arka kapsülün merkezine odaklar ve birkaç saniye içinde açıklık oluşturulur.
- İşlem genellikle 3 ila 5 dakika sürer.
- Hasta aynı gün ya da en geç ertesi gün belirgin görme düzelmesi yaşar.
Katarakt ameliyatı sonrası görmenin yeniden bozulması, pek çok insanı paniğe sürükler ve ameliyatın başarısız olduğunu düşündürür. Ancak gerçekte yaşanan durum, çoğu zaman ikincil katarakt yani arka kapsül opasifikasyonudur. Bu durum hastalığın geri dönmesi değil, gözün biyolojik bir sürecinin sonucudur.
İyi haber şu ki ikincil katarakt, birkaç dakikalık basit bir lazer işlemiyle son derece etkili biçimde tedavi edilir. Sonuçlar genellikle hızlı ve kalıcıdır.