Menu Close

Pek çok kişi göz muayenesini, uzaktaki harfleri okuyup çıktıktan sonra gözlük reçetesi alan bir ziyaret olarak düşünür. Oysa gerçek bir göz muayenesi, bunun çok ötesinde; onlarca farklı gözün yapısını, fonksiyonunu ve sağlığını sistematik biçimde değerlendiren kapsamlı bir süreçtir. Sadece ne kadar iyi gördüğünüzü değil, gözünüzde şu an farkında olmadığınız bir sorunun olup olmadığını da ortaya koyar.

Bu yazıda göz muayenesinin aşamalarını sırayla anlatacağız. Ama daha da önemlisi, çoğu kaynağın es geçtiği bazı kritik soruları da yanıtlayacağız: Muayeneden önce hazırlık gerekir mi? Damla neden damlatılır, damlatılmazsa ne eksik kalır? Ve hangi hastalıklar yalnızca düzenli göz muayenesiyle yakalanabilir?

Göz Muayenesi Nedir?

Göz muayenesi, gözün hem anatomik bütünlüğünü hem de görsel işlevini değerlendiren çok aşamalı bir tıbbi süreçtir. Göz hekimi bu süreçte gözün ön yüzeyinden retinasına, görme sinirinden göz tansiyonuna kadar pek çok bölgeyi inceler ve fonksiyonlarını ölçer.

Önemli bir ayrımı baştan yapmak gerekiyor: Optisyende yapılan gözlük numarası ölçümü ile göz hekiminin yaptığı göz muayenesi birbirinin yerine geçemez. Optisyen refraksiyon kusurunu ölçer; göz hekimi ise aynı anda onlarca göz hastalığının ipucunu arar. Bu iki süreç çok farklı amaçlara hizmet eder.

Muayene Öncesi: Hazırlık Gerekir mi?

Rakip sitelerin büyük çoğunluğunun değinmediği bu soru, aslında son derece pratik bir öneme sahip.

Göz Muayenesinin Aşamaları

1. Anamnez: Öykü Alma

Her muayene bu adımla başlar ve ne kadar ayrıntılı yapılırsa sonraki aşamalar o kadar verimli geçer. Hekim şunları sorgular:

Bu bilgilerin doğru aktarılması, hekimin muayeneye nasıl yönleneceğini belirler.

2. Görme Keskinliği Testi

Muayenenin en tanıdık aşaması budur. Standart görme tablosu (Snellen tablosu) ya da dijital ekranlar kullanılarak belirli bir mesafeden harf ve semboller okunur. Her göz ayrı ayrı test edilir; önce gözlüksüz, sonra varsa mevcut gözlükle.

Bu aşamada ölçülen şey yalnızca “ne kadar iyi görüldüğü” değil, görme keskinliğinin gözlükle düzelip düzelmediğidir. Eğer gözlükle de düzelmiyorsa, gözlük numarasının ötesinde bir sorun olduğu düşünülür.

3. Refraksiyon Muayenesi (Gözlük Numarası)

Otorefraktometre adı verilen bilgisayarlı cihazla miyopi, hipermetrop ve astigmat değerleri ölçülür. Ancak bu objektif ölçüm her zaman nihai reçete değildir; hekim, foropter adlı cihazla farklı cam güçleri deneyerek hastanın öznel tepkisini de alır ve en iyi görüşü sağlayan numarayı belirler.

45 yaş ve üzerindeki hastalarda presbiyopi değerlendirmesi de bu aşamaya eklenir. Okuma mesafesi için ek bir değer belirlenerek yakın gözlük numarası da saptanır.

4. Ön Segment Muayenesi (Yarık Lamba)

Göz hekimi, biyomikroskop ya da yarık lamba adı verilen özel bir mikroskopla göze bakar. Bu cihaz, gözün ön bölümünü büyütülmüş ve ışıklandırılmış şekilde görüntüler. Kontrol edilen yapılar şunlardır:

Bu aşamada deneyimli bir göz hekimi yüzlerce farklı hastalığın bulgusunu tek bir bakışta değerlendirebilir.

5. Göz Tansiyonu Ölçümü

Gözün içindeki sıvının basıncı yani göz içi basıncı, glokom (göz tansiyonu hastalığı) riski açısından değerlendirilir. Birden fazla ölçüm yöntemi vardır:

Göz tansiyonu yüksekliği genellikle hiçbir belirti vermez. Bu nedenle ölçüm atlanmamalıdır.

6. Gözbebeği Büyütülmesi (Midriyazis) ve Arka Segment Muayenesi

Göz muayenesinin en kritik ve en sık atlanan aşamalarından biridir. Gözbebeğini büyüten damlalar damlatılarak retina, maküla, görme siniri ve göz içi damarlar ayrıntılı biçimde incelenir.

Neden bu kadar önemli? Çünkü gözbebeği küçükken hekimin retinaya bakış açısı oldukça sınırlıdır. Büyütülmüş gözbebeği, retinanın merkezi ve çevre bölgelerinin tamamına ulaşmayı sağlar. Bu aşamada:

Bu aşama, “gözbebeği büyümeden yapılan muayeneler”de büyük ölçüde eksik kalır. Damla damlatılmadan yapılan bir göz muayenesi, tüm göz değil yalnızca gözün ön bölümünün değerlendirmesidir.

7. OCT (Optik Koherens Tomografi)

Tıp dünyasında göz tomografisi olarak da bilinen bu cihaz, radyasyon içermez ve ışık dalgaları kullanarak retina tabakalarını kesit kesit görüntüler. Gözle görülemeyen mikroskobik değişiklikleri ortaya çıkarır. Özellikle şu durumlarda kritik önem taşır:

Modern bir göz muayenesinde OCT, artık rutin bir araç olarak değerlendirilmektedir.

Hastalığa Özgü Ek Muayeneler

Standart muayene adımlarının ardından klinik tablo gerektiriyorsa ek değerlendirmeler yapılır:

Göz Muayenesinde Yakalanabilen “Sessiz” Hastalıklar

Rakip sitelerin büyük çoğunluğunun değinmediği bu konu, aslında düzenli muayenenin en güçlü gerekçesidir. Bazı göz hastalıkları ilerlemiş evreye ulaşana kadar hiçbir belirti vermez:

Ne Sıklıkla Göz Muayenesi Yaptırılmalı?

Şikâyeti olmayan bireylerde önerilen muayene sıklığı yaşa ve risk faktörlerine göre değişir:

Bunların dışında diyabet, hipertansiyon, romatizmal hastalıklar veya ailede glokom, sarı nokta hastalığı öyküsü olan bireylerin daha sık aralıklarla muayene yaptırması önerilir.

Görmem İyi; Yine de Muayene Gerekir mi?

Bu, muayene randevusunu ertelemenin en yaygın gerekçesidir. Yanıt nettir: Evet, gerekir.

Gözler yalnızca görme organı değildir; aynı zamanda sistemik hastalıkların da aynasıdır. Diyabetin, hipertansiyonun ve hatta bazı beyin tümörlerinin ilk bulguları göz muayenesinde ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra birçok göz hastalığı belirtisiz seyrettiği için kendinizi iyi hissetmeniz yeterli bir güvence değildir.

Görmenizin iyi olması, gözlerinizin sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Ama düzenli bir göz muayenesi, bu soruyu doğru yanıtlamanızı sağlar.

Op. Dr. Murat Ün muayenehanesinde kapsamlı bir göz değerlendirmesi için randevu alabilirsiniz.